Pakistan’ın 15 Temmuz’u mu?

Pakistan’da günlerdir devam eden siyasi kriz Başbakan İmran Ahmet Han Niyazi’nin (69) güven oylaması sonucu koltuğunu kaybetmesi ve yerine muhalefetin adayı Şahbaz Şerif’in gelmesiyle sonuçlandı. Yaşanan gelişmeleri ABD komplosu olarak değerlendiren İmran Han’ın çağrısıyla yüzbinlerce taraftarı sokağa indi.

75 yıllık tarihinde ilk kez bir başbakanın güven oylamasıyla koltuğunu kaybettiği Pakistan, bugüne kadarki bütün hükümetlerin ya görev süresini bitirmeden erken seçime gidilerek alaşağı edilmesi ya da darbelere maruz kalmasıyla biliniyor.

Türkiye’de özellikle hükümet yanlıları tarafından da yakından takip edilen Pakistan’daki siyasi kriz ilk olarak geçtiğimiz yıl sonunda muhalefet partilerinin İmran Han iktidarını devirmek için harekete geçmeleriyle patlak verdi.

İmran Han’ın iktidara geldiği 2018 yılında 118 Rupi’ye denk gelen ABD Doları’nın 2021 sonunda 200 Rupi’ye dayanması, enflasyonun üç buçuk yıllık iktidarında yüzde 5,8’den yüzde 12,7’ye çıkması, dış borçların 93,5 milyar dolardan 231,2 milyar dolara fırlaması muhalefetin sert tepkisini çekti.

Han’ı devirmek için ilk ciddi adım Ocak ayında muhalefet lideri Şehbaz Şerif‘in (daha önce üç kez başbakanlık görevinde bulunan Nevaz Şerif’in kardeşi) Han’ın koalisyon ortağı Muttahide Kavmi Hareketi’ni (MKH) muhalefet saflarına çekmeyi başarmasıyla atıldı. MKH özellikle artan yakıt fiyatlarının yanı sıra enflasyon ve ekonomik başarısızlıklardan dolayı hükümeti sert dille eleştirmeye başladı.

11 Şubat’ta muhalefet mecliste güven oylamasına gidilmesini dillendirmeye başladı ve ilk girişim 8 Mart’ta yapıldı.

İmran Han, dış güçlerin bir oyunu olarak değerlendirdiği güven oylamasını birkaç gün oyalayarak erken seçimlere gidilmesini talep etse de, devreye giren Anayasa Mahkemesi güven oylamasının yapılmasını kararlaştırdı ve Pazar gecesi gerçekleştirilen oylamada 342 sandalyeli mecliste 174 milletvekili hükümetin düşmesi yönünde oy kullandı.

Rus-Ukrayna savaşının gölgesinde yaşanan gelişme tıpkı Macaristan’daki seçimler gibi dünya gündemini fazlasıyla meşgul etti.

Dünyanın hızla Batı ve Rusya-Çin ekseni arasında ikiye bölündüğü bir süreçte Pakistan’da İmran Han’ın devrilmesi Türkiye’deki hükümet yanlıları ve Avrasyacılar gibi dünyadaki bazı kesimlerce de ABD darbesi şeklinde değerlendiriliyor.

Eğitim için bulunduğu İngiltere’de geçirdiği gençlik yıllarında pek çok ünlü kadınla ilişki yaşayan İmran Han daha sonra başarılı bir kriketçi olarak Pakistan’ı temsil etmeye başladı ve Pakistan’ın tarihinde ilk kez dünya kriket şampiyonu olduğu 1992 yılında da takımının kaptanı olarak sahaya çıktı.

Han, siyasete girdiği 2002 yılına kadar Ziya ül Hak’tan Pervez Müşerref’e pek çok siyasi liderin cazip siyasi tekliflerini reddetmesiyle adından söz ettirmişti. 2018 yılındaki seçimde başında bulunduğu Pakistan Adalet Hareketi (Tahrik-i İnsaf) nihayet yüzde 32 oy alarak iktidara gelmeyi başardı.

Ülkenin maruz kaldığı ekonomik krizi sona erdirme vaadiyle başbakanlık koltuğuna oturan İmran Han, bu süre boyunca vaatlerini gerçekleştiremediği gibi ekonomik durumun daha da kötüye gitmesine engel olamadı.

ABD’nin Pakistan topraklarında gerçekleştirdiği dron saldırılarını sonlandırarak hızla Çin’le yakınlaşan İmran Han, pek çok Müslüman ülke gibi Çin’in Uygurlara yönelik soykırım politikalarına seyirci kalmayı yeğledi. İmran Han’ın Çin’le yaklaşık 60 milyar dolarlık anlaşma imzaladığı öne sürülüyor.

Yine pek çok Müslüman ülke lideri gibi iç kamuoyundaki başarısızlıkları dış güçler ve komplolarla kapatmayı tercih eden İmran Han, özellikle Rus-Ukrayna savaşında Batı yanlısı bir tavır takınmadığı için ABD’nin kendisini devirmek istediğini dillendirdi.

Çok sayıda partinin mecliste temsil edildiği Pakistan’da Şerif’in başbakanlık görevini ne kadar devam ettirebileceği bilinmiyor ancak yıl sonuna doğru bir genel seçime gidilebileceği belirtiliyor.

Pakistan’daki gelişmeler de tıpkı Macaristan seçimleri gibi Türk kamuoyu tarafından yakından takip edildi. Özellikle iktidar kanadı ve bağlı sosyal medya hesaplarının İmran Han’a destek vermesi dikkat çekiyor. İktidar yanlılarına başta Odatv ve Aydınlık grubu da dahil olmak üzere Avrasyacı hesaplar da eşlik ediyor.

İmran Han’a verilen desteğin en önemli sebebi Erdoğan’la çok yakın bir ilişki içinde olması değil, Erdoğan’ın adını vermediği ancak sıklıkla ima ettiği ABD komplosunu açıkça dile getirmesi.

Örneğin hükümetin amiral gemisi Sabah gazetesi yazarlarından Salih Tuna 5 Nisan tarihli makalesinde şu ifadeleri kullanıyor:

“ABD hayli zamandır Türkiye ve Pakistan’a kafayı takmış durumda.

Bunun temel nedeni de şu: Artık her iki ülke de ABD’nin ‘emir ve görüşleri’ doğrultusunda hareket etmiyor. Mesela, Pakistan Başbakanı İmran Han, ABD’nin üs talebini reddetti. Türkiye de onca ABD tehdidine rağmen S-400 Hava Savunma Sistemi aldı. En son olarak da Rusya’ya yaptırım kararlarına her iki ülke de riayet etmedi.”

Pakistan krizinin en akla hayale gelmez iddialarla hükümeti savunan İbrahim Karagül’ün bir dönem genel yayın yönetmenliğini de yaptığı Yeni Şafak gazetesinden kovulmasına yol açtığı da öne sürülüyor.

Pakistan’da sürdürdüğü bazı projelerde zorluklar yaşayan Albayrak grubuna bağlı Yeni Şafak gazetesi, iktidar cenahında İmran Han aleyhine haber ve makaleler yayınlayan tek iktidar yanlısı gazete olurken, bu gazetenin yazarı Karagül ise Han’a destek paylaşımları yapmış ve ABD’nin Han’a darbe planladığını dile getirmişti.

İmran Han’ın koltuğuna oturan Şehbaz Şerif’in de Erdoğan’la çok yakın ilişkileri bulunuyor. Şerif, Pencap eyaleti başbakanlığını yürüttüğü dönemde Hizmet Hareketi’ne bağlı okulları Maarif Vakfı’na devretmesiyle biliniyor.

Pakistan’da yaşanan siyasi kaos şüphesiz arkasında pek çok soru işareti bırakıyor. Rus-Ukrayna savaşı üçüncü ayına girerken oluşturduğu fay hattının ilk kurbanı Pakistan mı oldu? Ya da Türkiye’deki hükümet yanlısı trollerin iddia ettiği gibi İmran Han, 15 Temmuz benzeri bir senaryonun kurbanı olarak mı seçildi?